Türkiye’mizde yaşamış, büyümüş, bu ülkenin ekmeğini yemiş ve bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik kadrosunda siyaset yapan Azerbaycan Türk’ü bir genç olarak, son günlerde yaşanan tartışmalarla ilgili birkaç söz söylemek istiyorum.

Ben Karabağlıyım.
Dün Karabağ’da analarımızın gözyaşını, evlerinden edilen insanların acısını, şehitlerimizin geride bıraktığı aileleri gördük. Bugün Gazze’de çocukların, annelerimizin ve masum sivillerin yaşadığı acılar da vicdanımızı aynı yerden yaralıyor.
Bu yüzden Filistinli kardeşlerimizin acısını uzaktan seyretmiyoruz. Bir Karabağlı olarak o acının ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.
Fakat tam da burada başka bir meseleye dikkat çekmek istiyorum.
Özellikle Karabağ Zaferi’nden sonra Türkiye–Azerbaycan ilişkilerinde en küçük bir çatlak arayan, her açıklamadan bir cümleyi cımbızla çekip milletimizi karşı karşıya getirmek için fırsat kollayan çevreleri uzun zamandır yakından takip ediyoruz.
Bugün yine aynı şeyi yapıyorlar.
Şunu artık anlamaları gerekiyor:
Türkiye–Azerbaycan kardeşliği sosyal medyada atılmış birkaç mesajla kurulmadı ki birkaç troll hesabın yazdığı fitneyle yıkılsın.
Bu kardeşliğin hafızasında Çanakkale vardır, Bakü vardır, Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu vardır, Karabağ vardır. Bu kardeşliğin harcında şehitlerimizin kanı, analarımızın duası ve milletimizin birbirine uzattığı el vardır.
Azerbaycan’ın rayonlarına gidin.
Bir şehit ailesinin kapısını çalın.
O evlerin önünde yan yana dalgalanan Azərbaycan və Türkiyə bayraklarını görün.
Bugün Azerbaycan’da Türkiye için kalbi çarpan milyonlarca insan var. Recep Tayyip Erdoğan denildiğinde muhabbetle konuşan analarımız, ağabeylerimiz, bacılarımız var. Türkiye sevincinde sevinen, acısında üzülen koca bir millet var.
Gazze’de Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı büyük insani acıya karşı hassasiyet gösteren, buna samimiyetle tepki veren dostlarımızın ve büyüklerimizin duygusunu da anlıyor ve paylaşıyorum.
Fakat bu samimi hassasiyet ile yıllardır Türkiye–Azerbaycan ilişkilerinde gedik açmak için fırsat kollayanların niyetini birbirinden ayırmak zorundayız.
Ben kendi adıma şunu çok açık söylüyorum:
Recep Tayyip Erdoğan’a, Türk milletine ve Türkiye’ye yönelik bir haksızlık karşısında dün nasıl durduysak bugün de aynı yerde dururuz!
Bu ülkenin ekmeğini yemiş, burada büyümüş ve bugün onun gençlik kadrolarında sorumluluk taşıyan bir Azerbaycan Türkü olarak benim için bunun hesabı yoktur.
Türkiye’mizim sevinci bizim sevincimiz, derdi bizim derdimizdir.
Ve son sözüm de şu:
Her şey güllük gülistanlıkken Türkiye–Azerbaycan kardeşliğinin önünde fotoğraf verenlere; ilk rüzgârda, ilk tartışmada, ilk provokasyonda gemiyi terk edenlere söylüyorum:
Cesaretiniz yoksa MEYDANDAN ÇEKİLİN.
Bu kardeşlik yalnızca güzel günlerin kardeşliği değildir.
Biz gençler buradayız.
Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın gençleri arasında kardeşlik için çalışan, Türk Dünyası’nın birlik ve dayanışmasına emek veren binlerce kardeşimizle buradayız.
İftiraya karşı hakikati, fitneye karşı kardeşliği savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü Türkiye–Azerbaycan kardeşliği bir sosyal medya sloganı değildir.
Bir milletin hafızasıdır.
Bir milletin diğerine uzattığı eldir.
Şehitlerimizin emanetidir.
Ve o emaneti üç-beş sosyal medya trolünün insafına bırakmayacağız.
Babek Novruzov
AK Parti Gençlik Kolları Dış İlişkiler ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkan Yardımcısı






